MEDYANIN BEYİN YIKAMA YÖNTEMLERİ

Evrim Teorisi, az önce de incelediğimiz gibi, başını masonluğun çektiği din-karşıtı güçler tarafından çeşitli sahtekarlıklar ve sahte delillerle ispatlanmaya ve topluma kabul ettirilmeye çalışılmaktadır. Ancak bu bilim sahtekarlıkları ortaya çıkabilmekte ve istenenin tam tersi bir etki yaratmaktadır. Bu nedenle Evrim'i insanlara kabul ettirmeyi "en büyük masonik görev" olarak kabul edenler, bu görevi asıl olarak toplu iletişim araçları, yani medya yoluyla yerine getirmektedirler.
Aslında medya, belirli güç odaklarının toplumun düşüncesini kontrol etmek için çok yoğun bir biçimde kullandığı bir aygıttır. Bu düşünce kontrolü, Evrim'den çok daha başka konuları da içerir kuşkusuz. Ünlü Amerikalı dilbilimci ve yazar Noam Chomsky, Türkçe'ye "Medya Gerçeği" olarak çevrilen Necessary Illusions: Thought Control in Democratic Societies (Gerekli İlüzyonlar: Demokratik Toplumlarda Düşünce Kontrolü)adlı kitabında, medyanın güç merkezleri tarafından "toplum düşüncesini kontrol etmek" için kullanılan bir araç olduğunu detaylarıyla anlatır. "Muhalif"liği ile ünlü yazarın bildirdiğine göre, başta ABD olmak üzere, tüm Batılı devletler de aslında Nazi Almanyası ya da SSCB gibi totaliter birer devlettir (Totaliter: Tüm toplumun devleti elinde tutan güçler tarafından yönetildiği, özgürlüğün olmadığı, tüm toplumun devletin resmi ideolojisine itaate mecbur bırakıldığı yönetim düzeni, diktatörlük). ABD'nin (ve diğer Batılı devletlerin) Nazi Almanyası ve SSCB gibi "açık totaliter" devletlerden tek farkı, totaliterizmini daha örtülü bir biçimde uygulamasıdır. Chomsky'e göre, bu "gizli totaliterizm", halkın düşüncesinin medya yoluyla kontrol edilmesi sayesinde uygulanır. 


Örneğin ABD bir başka ülkeye müdahale etmek ya da savaş açmak ister. Ancak halkın büyük bölümü buna karşıdır. Bu durumda "açık totaliter" bir devlet, halkın ne düşündüğünü umursamaz ve bildiğini okur. Oysa ABD gibi "gizli totaliter" bir devletin uygulaması ise daha farklıdır: Önce halkın düşüncesi bu dış müdahaleyi destekleyecek bir biçimde yönlendirilir. Medyanın propagandası sayesinde halk, farkında olmadan, hakim güçlerin istediklerine rıza gösterecek hale getirilir (Chomsky buna "rıza üretme" diyor). Noam Chomsky, Amerikan tarihinde bu yönetimin defalarca kullanıldığını, I. Dünya Savaşı'ndan bu yana, her dış müdahaleden ve savaştan önce bu tür bir "medya yoluyla beyin yıkama" programı uygulandığını ve halkın rızasının istenilen doğrultuda yönlendirildiğini bildiriyor.
Kısacası, "demokratik" etiketini taşıyan ülkelerde de, toplumun düşüncesini yönlendiren, toplumu resmi yalanlarla kandıran güçler egemendir. Medya ise, bu güçlerin bir aygıtı konumundadır. Noam Chomsky, şöyle diyor: "Halka sunulan dünya tablosunun gerçeklikle ancak çok uzaktan bağlantısı vardır. Doğru, yalanlardan kurulu binaların altında gömülüdür." 
Bu durumda, medyanın bize yaptığı telkinler üzerinde biraz durup düşünmek gerekmiyor mu sizce?...